24 Ekim 2013 Perşembe

BAZ

Farsça "base" sözcüğünden Türkçeye giren kelime Eski Türkçede "Bağımlı, tabi" anlamlarında kullanılırdı.
Kül Tigin Abidesi'nde bu anlamıyla geçer:

" sülepen tört buluñdakı bodunug kop almış, kop baz kılmış."
(Ordular sevk ederek, dört bucaktaki halkları hep almış, hep (kendilerine) bağımlı kılmışlar.)

Kelimenin Türkiye Türkçesindeki temel anlamı "Temel"dir. Bunun yanında ağızlarda "İri, büyük, gösterişli; vücut; işlenmemiş tarla" anlamları da yaşamaktadır.

19 Ekim 2013 Cumartesi

BAY

Eski Türkçede "Zengin" anlamını karşılayan kelime 
Bilge Kağan Abidesi'nde bu anlamıyla geçer:

"-Çıgany bodunug bay kıltım, az bodunug üküş kıltım." 
(-Fakir halkı zengin yaptım, az halkı çok yaptım.)

"Zengin" anlamından ayrılan bay kelimesi, Türkiye Türkçesinde “Erkeklerin ad veya soyadlarının önüne getirilen saygı sözü” anlamıyla kullanılır.

18 Ekim 2013 Cuma

BAŞLAMAK

Eski Türkçede "Liderlik etmek, başta olmak" anlamlarındaki kelime Bilge Kağan Abidesi'nde bu anlamlarıyla geçer:

"-Men iniliğü bunça başlayu kazganmasar, Türk bodun ölteçi erti, yok boltaçı erti." 

(Ben erkek kardeşimle beraber bu kadar önderlik edip çalışmasa ve muvaffak olmasaydım, Türk halkı ölecek, yok olacaktı.)

Orta Türkçede kelime "Başa geçmek, öne düşmek" anlamlarıyla Şeyyat Hamza'nın Yusuf u Züleyha eserinde geçer:

"Çıkara ümmetini ol tamudan
Başlaya (بشليا) öndin yürüye kamudan."

(Ümmetini o cehennemden çıkarsın, 
herkesten önce öne düşüp yürüsün.)

Tarihsel süreçte 'liderlik' ve 'öncülük' anlamlarından sıyrılan kelime, Türkiye Türkçesinde "Bir işe girişmek, harekete geçmek" temel anlamlarını karşılar.

17 Ekim 2013 Perşembe

BALIK

Kelimenin Eski Türkçede "Şehir" ve "Çamur" anlamlarında iki kullanımı vardı. 
Tül Tigin Abidesi'nde geçen iki kullanım şöyledir:

Şehir:

"-Taşra yorıyur tiyin kü eşidip balıkdakı tağıkmış, tağdakı inmiş, tirilip yetmiş er bolmış."
(-(İlteriş) baş kaldırıyor diye haber alıp şehirdekiler dağa çıkmış, dağdakiler (şehire) inmiş, derlenip toplanıp yetmiş kişi olmuşlar.)

Çamur:

"-Eki erig sançdı, balıkka basıkdı."
(-İki eri mızrakladı, çamura garketti.)


Türkiye Türkçesinde "Balık" kelimesi "Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı" temel anlamıyla kullanılır. Bunun yanı sıra ağızlarda "peçe parçası" anlamı da varlığını sürdürür.

16 Ekim 2013 Çarşamba

AKIN

Divan-ı Lügat'it Türk'te "Sel, akıntı" anlamlarıyla verilen kelimenin Türkiye Türkçesindeki temel anlamı "Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması"; 
yan anlamı ise "Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılan baskın"dır.

15 Ekim 2013 Salı

AYGIT

Türkiye Türkçesinde "Birçok parçadan yapılmış alet, cihaz" anlamlarındaki kelime, Eski Türkçe ve Orta Türkçe Dönemlerinde "Buğday temizlemek için kullanılan araç, kereste" anlamlarında kullanılırdı.

Önceleri sadece buğday temizleme aracına verilen “aygıt” ismi, bugün 'parçaları birleştirilen' bütün aletlere ad olmuştur.

14 Ekim 2013 Pazartesi

ATLATMAK

Eski Türkçede "Ata bindirmek, atlandırmak" anlamlarındaki kelime, Tonyukluk Yazıtı Birinci Taş'ta bu anlamıyla geçer:

" 'Atlat' tidim."
('Askerleri atlara bindirin!' dedim.)

Türkiye Türkçesinde "Atlama işini yaptırmak" temel anlamıyla kullanılan kelimenin "Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak; kötü bir durumu geçiştirmek, savmak; görüşmek ve konuşmaktan kaçınmak; savsaklamak; aldatmak" yan anlamları bulunur.

13 Ekim 2013 Pazar

ALIMLI

Orta Türkçede "Alımlu" şekliyle bulunan kelime, bu dönemde "Alacaklı" anlamında kullanılırdı.
15. yy sanatçılarından İbni Arapşah Ahmet'in Tefsir-i Ebilleys Tercümesi adlı eserinde sözcük "Alacaklı" anlamıyla geçer:

"Ol borçlu kişi alımlu (آلملو) katında eminlerden olsa..."
(O borçlu kişi, alacaklı katında güvenilir olanlardan olsa...)

"Alımlu>Alımlı" düzleminde fono-semantik başkalaşmaya uğrayan kelimenin günümüzde "Alımı olan, çekici, cazibeli, albenili, cazip, cazibedâr" temel anlamları sıfat olarak kullanılır. Bunun yanında ağızlarda "Alıngan, onurlu; çalımlı, gururlu" anlamları da yaşar.

12 Ekim 2013 Cumartesi

AL

Divan-ı Lügat'it Türk'te "Renk(kanın rengi, kızıl)" anlamıyla verilen kelimenin Eski Türkçede “Hile, usûl, vasıta” anlamları da vardır.
Bu anlamlara Orta Türkçede “Dolap, çıkar yol” anlamları da eklenir ve kelimenin anlamı genişler. 

14. yy eserlerinden Hurşid u Ferahşad isimli yazmada "Al" kelimesi, "Hile" anlamıyla geçer:

Yüzü gökcek, sözü gerçek, işi al (آل)” 
(Yüzü güzel, sözü gerçek, arkadaşı hile)

Türkiye Türkçesinde "Renk" temel anlamıyla kullanılan kelimenin diğer anlamları sadece ağızlarda yaşar.

11 Ekim 2013 Cuma

AYAKÇI

Sözcük Eski Türkçede “Bardakçı, çanakçı, kâseci” anlamlarında kullanılırdı.

Göçebe Türkler devenin ayak kemiğinden bardaklar, 
öküzün sak kemiğinden sürahiler yaparlardı. 
Bugün çay ocaklarında çay bardağı getirip götürenlere "Ayakçı" dense de sözcüğün Türkiye Türkçesindeki temel anlamı 
Ayak işlerinde kullanılan kimse”dir.

Kelime, eskiden belirli bir meslek grubunu ifade ediyorken günümüzde her türlü ayak işini yapan kimseler için kullanılır.

10 Ekim 2013 Perşembe

AÇMAK

Kelime, Orta Türkçe Dönemi'nde (13.-20.yy) "Savaşla almak, fethetmek" anlamlarında kullanılmıştır.
Gülşehri'nin 1317 yılında tamamladığı Mantık'ut Tayr adlı mesnevisinde "Açmak" kelimesi "Fethetmek" anlamıyla geçer:

"Dünyayı bana uyanlar açısar(اچسر)
Yohsa ayruğu kılıçtan geçiser."


Türkiye Türkçesinde "Açmak" fiili “Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek” temel anlamıyla kullanılır. Ayrıca sözcüğün “Engeli kaldırmak”, “Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak” yan anlamlarıyla birlikte 26 yan anlamı daha bulunur.

9 Ekim 2013 Çarşamba

ABDAL / APTAL

Osmanlı Türkçesinde "Ebdâl" okunuşuyla da bulunan "Abdâl" kelimesi aslen Arapça olup "Gezgin derviş, kalender" anlamlarında kullanılmıştır. Amasyalı Münir İbrahim Çelebi'nin 1486 yılında tamamladığı Mihr ü Müşteri adlı eserinde "Abdâl" kelimesi "Gezgin derviş" anlamıyla geçer:

Kaza ile bir abdâl( آبدال ) ol arada
Tururdu yoğ iken fikri orada


Günümüz Türkçesinde "abdal>aptal" düzleminde fono-semantik değişmeye uğrayan kelime, "Zekâsı pek gelişmemiş, zekâ yoksunu, alık, ahmak, alık salık" temel anlamlarıyla kullanılmakla birlikte "abdal" kelimesi de varlığını "Gezgin derviş" temel anlamıyla sürdürür.


Not: Konu hakkında daha ayrıntılı bir yazı aşağıdaki linkte:
http://arifegulsun.blogcu.com/abdal-bedel-aptal-kelimelerin-kokeni/1094376