Osmanlı Türkçesinde "Ebdâl" okunuşuyla da bulunan "Abdâl" kelimesi aslen Arapça olup "Gezgin derviş, kalender" anlamlarında kullanılmıştır. Amasyalı Münir İbrahim Çelebi'nin 1486 yılında tamamladığı Mihr ü Müşteri adlı eserinde "Abdâl" kelimesi "Gezgin derviş" anlamıyla geçer:
“Kaza ile bir abdâl( آبدال ) ol arada
Tururdu yoğ iken fikri orada”
Günümüz Türkçesinde "abdal>aptal" düzleminde fono-semantik değişmeye uğrayan kelime, "Zekâsı pek gelişmemiş, zekâ yoksunu, alık, ahmak, alık salık" temel anlamlarıyla kullanılmakla birlikte "abdal" kelimesi de varlığını "Gezgin derviş" temel anlamıyla sürdürür.
Not: Konu hakkında daha ayrıntılı bir yazı aşağıdaki linkte:
http://arifegulsun.blogcu.com/abdal-bedel-aptal-kelimelerin-kokeni/1094376
Acaba anlam kayarken, çok gezenin dünya ' sorumluluğunu' aşabilenin tabulara zarar vereceğini düşündüklerinden , yani ' Düzen'i bozabileceğinden mi aklı kıt olmaya verilmiş.
YanıtlaSilAslında bunu en kısa şekliyle "akıllılık ile delilik arasındaki ince çizgi" diye yorumlayabiliriz. Abdal; gezgin derviş... Dervişse bilgin ve akıllı kimse...
YanıtlaSilYerleşik halk gözüyle baktığın zaman gezgin derviş(abdal) zamanla "aptal" konumuna düşürülmüş. Abdalın kıyafeti eskidir; abdal çok konuşmaz, çok yemez. Devamlı içe konuşur, düşünür. Böyle olunca yerleşik "kafa"nın onu algılayışı zamanla "zeka yoksunu"na kadar varmıştır.